KKTC Hukukunda Cezalandırma: Öfke ve Adalet
Av. Göktuğ COŞKUN
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde son zamanlarda suç oranı artmış, özellikle dolandırıcılık veya cinsel nitelikli suçlar öne çıkmıştır. Bu suçların haberlere yansıması, toplumda haklı olarak bir hassasiyet yaratmıştır. Bu haberlerin altına yazılan yorumlarda “cezalar çok hafif”, “yakılmalı”, “asılmalı”, “ibret olsun” gibi ifadeler dikkat çekmektedir.
Bu noktada suçlara toplumun tepki vermesi kabul edilmelidir ki doğaldır Ancak adalet, öfke ile değil hukukla yürütlür. Hukuk düzenlerinde ceza, “intikam” değil; toplumun güvenliğini ve adaleti sağlayan anayasal bir kamu gücüdür.
1) Devletin “İntikam Yetkisi”
İlkel toplumlarda suçun karşılığı çoğu zaman “öç” veya “intikamdı”. Mağdurun ailesi, kabilesi veya topluluğu, suçu işleyene aynıyla karşılık verirdi. Bu düzenin temel özelliği şuydu: Öfke sınırsızdı, faillere verilen ceza ise ölçüsüzdü. Güç kimdeyse “adalet” de ondaydı.
Modern devletin doğuşu ile birlikte ceza, bireyin elinden alınıp devletin tekelinde bir kamu yetkisine dönüştü. Ancak bu yetkinin bir bedeli oldu. Devlet, cezalandırma yetkisini ancak hukukla sınırladığı ölçüde ve meşru şekilde uygulayabilecekti. Bu nedenle modern ceza hukuku, aslında bir bakıma “suçluyu cezalandırma” kadar, devleti sınırlandırma hukukudur da denebilir.
2) Modern Ceza Felsefesinde Temel Yaklaşımlar
Cezalandırma meselesi, sadece “kaç yıl hapis” meselesi değildir. Ceza hukukunun arkasında güçlü bir felsefi tartışma olmuş ve olmaya da devam etmektedir.
Genel olarak hukuk felsefesinde cezalandırma alanında 3 ana yaklaşım öne çıkar:
- a) Kefaretçi (Retributivist) Yaklaşım
Bu yaklaşımın özü, suç işleyen kişi cezayı hak eder anlayışıdır. Bu yaklaşıma göre ceza, ahlaki bir karşılıktır. Bu görüşte cezanın amacı, “toplumu korumak” veya “suçluyu düzeltmek” değil; adaletin kendisini yerine getirmektir. Fakat modern dünyada bu yaklaşımın sınırı vardır. Modern dünyada; ceza “hak edilen” bir şey olsa bile suçla orantılı olmak zorundadır.
- b) Faydacı (Utilitarian) Yaklaşım
Bu yaklaşımın özü: Ceza, gelecekteki suçları azaltıyorsa anlamlı olur. Bu yaklaşıma göre cezanın amacı: caydırıcılık ve toplumu korumadır. Ancak faydacı yaklaşımın tehlikesi de şudur: Eğer tek ölçü “fayda” olursa, toplumun çoğunluğu bir azınlığı kolayca ezebilir. Bu nedenle modern hukuk, faydacılığı da sınırsız bırakmaz.
- c) Onarıcı Adalet (Restorative Justice)
Modern dünyada giderek büyüyen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda amaç: mağdurun zararının telafisi, failin sorumluluk alması, toplumun iyileşmesi gibi hedeflerdir. Ancak özellikle cinsel suçlar gibi ağır suçlarda onarıcı adaletin uygulanabilirliği sınırlıdır. Çünkü bu suçlarda zarar yalnız maddi değil; ağır bir psikolojik ve kişisel yıkımdır.
3) Altın Kural: “Ceza İntikam Olamaz”
Toplumun infial yaratan suçlara karşı geliştirdiği “yakmak, asmak” talebi aslında ilkel cezalandırma dönemlerinin refleksidir. Modern ceza hukukunda ise; temel ilke; Cezanın insanı, insanlıktan çıkarmamasıdır. Bu ilke, sadece suçluyu korumak için değildir. Pekala bu ilke devletin kendisini barbarlığa düşürmemesi içindir. Çünkü; modern hukuk şunu kabul eder ki; Devlet, suçluya ne yaparsa yapsın, o fiil “devletin fiili” olarak tarihe geçecektir. Bir devletin insanlık tarihinde medeniyet yolunda olup, olmadığı bir suçu cezalandırma biçimi ile anlaşılabilmektedir.
4) KKTC Anayasası Madde 15: Hayat Hakkı ve Cezanın Sınırı
KKTC Anayasası’nın 15. maddesi, hayat hakkını temel bir insan hakkı olarak düzenler. Aynı madde de ölüm cezasına dair çok sınırlı bir çerçeve yer alır. Bu çerçeve bize şunu gösterir, KKTC Anayasası, hayat hakkını esas alan, ölüm cezasını ise istisnai ve sınırlı gören bir anayasadır. Bu aşamada belirtmekte fayda vardır ki; Anayasamıza gör şuan bir suçun cezasının idam olmasının önü kapalı olmamakla birlikte, yasalarımıza göre suç olarak tanımlanan hiçbir fiilin cezası idam cezası ile cezalandırılmamaktadır.
5) KKTC Anayasası Madde 18: Modern Ceza Hukukunun “Anayasal Kalkanı”
KKTC Anayasası’nın 18. maddesi, cezalandırmanın modern hukukta hangi temel prensiplere dayanacağını açıkça belirler:
- a) Kanunsuz suç ve ceza olmaz
- b) Aleyhe geçmişe yürütme yasağı
- c) Aynı suçtan dolayı bir kimse iki kez cezalandırılamaz
- d) Orantılılık
- e) Herkes suçu ispat edilinceye kadar masumdur
- f) Adil yargılanma hakkı
6) Mahkemelerin Cezalandırma Prensipleri
KKTC mahkemelerinde birçok kararda, ceza tayin edilirken şu prensiplerin dikkate alınacağı belirlenmiştir; suçun nevi, işleniş tarzı, doğurduğu sonuçlar, zarara uğrayanlar, sanığın yaşı, sosyal ve kültürel durumu, sabıkası, suça iten nedenler. Bu prensipler, ülkemizde uygulanan ceza hukukunun bireyselleştirme prensibini yansıtır. Çünkü modern hukuk şunu kabul eder: Aynı suçu işleyen iki kişinin cezası, her zaman aynı olmak zorunda değildir. Bu, “adaletsizlik” değil; adaletin bireyselleştirilmesidir.
7) Cezanın Modern Amaçları
Modern ceza hukukunda cezanın amaçlarını aşağıdaki başlıklarda toplamak mümkündür.
- Genel caydırıcılık
Topluma “bu suçun bedeli vardır” mesajı.
- Özel caydırıcılık
Failin tekrar suç işlemesini önleme.
- Toplumu koruma
Özellikle tehlikelilik arz eden kişilerin toplumdan uzaklaştırılması.
- Islah ve yeniden topluma kazandırma
Cezaevi, idealde “intikam alan” değil, “dönüştüren” bir kurumdur.
- Adalet duygusunun tatmini
Ancak bu, intikam değildir; hukuki bir tatmindir.
“Cezayı Ağırlaştırma” Her Zaman Çözüm mü?
Toplumun tüm tabakalarının bilmesi gerekir ki; Suçun azalmasını sağlayan şey çoğu zaman “cezanın ağırlığı” değil, “yakalanma ihtimali” ve “yargılamanın etkinliği”dir. Başka bir ifadeyle: 5 yıl yerine 15 yıl hapis cezası almak, sistem işlemiyorsa caydırıcılığı otomatik artırmaz. Ancak bir kişi herhangi bir suç işlediği takdirde yakalanacağını bilirse ve en hızlı bir şekilde yargılanıp cezalandırılacağını bilirse suç işlemekten vaz geçebilir. Keza toplumun devletine olan güvenini artıran şey de, failin yakalanması, delillerin doğru toplanması, hızlı yargılama, kesin ve uygulanabilir hüküm, infazın gerçekten yapılmasıdır.
9) Hukuk Devleti, En Çok Öfke Zamanında Lazımdır
Cinsel suçlar, dolandırıcılık gibi ağır suçlarda toplumun öfkesi anlaşılırdır. Ancak hukuk devletinin değeri, tam da bu anlarda ortaya çıkar. KKTC Anayasası’nın 15. ve 18. maddeleri bize şunu hatırlatır: “hayat hakkı esastır”, “ceza yasallık ilkesine bağlıdır”, “orantılılık zorunludur”, “masumiyet karinesi vazgeçilmezdir” ve “adil yargılanma hakkı toplumun sigortasıdır”. Bu ilkeler, suçluyu “kayırmak” için değil; devleti sınırlandırmak ve toplumu korumak için vardır.
Çünkü şunu unutmamak gerekir. Devlet, suçluyu cezalandırırken bile hukuk içinde kalmak zorundadır. Aksi halde suçla mücadele ederken, hukuku kaybederiz.








