22.3 C
Lefkoşa
Pazar, Haziran 7, 2026
DAHA FAZLA
    Ana SayfaGüncel“Diplomalı genç işsizliğinin boyutları artıyor!”

    “Diplomalı genç işsizliğinin boyutları artıyor!”

    HABERİN SESİ-Özel

    Yeterlilik sınavları ve öğretmenlik sınavlarına dair veriler paylaşıldı, ülkemizdeki eğitim ve istihdam sorunları yeniden gündeme geldi.

    Öğretmenliğe Giriş Ön Sınavı’na 2 bin 288 öğretmen adayının katıldığını ifade eden Eğitim Bilimci Salih Sarpten, “Bu adayların 1700’ü, 60 ve üzerinde puan alarak Öğretmenliğe Giriş Sıralama Sınavına katılma hakkı kazandı. Ancak, öğretmenlik atamaları için ilan edilen münhal sayısı yalnızca 47 olarak belirlendi. Yani, 47 pozisyon için 1700 öğretmen adayı rekabet edecek” dedi.

    Sarpten, bu rakamların diplomalı genç işsizliğinin boyutlarını ve her geçen yıl bu sorunun büyüdüğünü gösterdiğini vurguladı. Ayrıca, kamuya giriş için yapılan yeterlilik sınavına toplam 4 bin 199 kişinin katıldığını belirten Sarpten, bu durumun kamu sektörüne olan yoğun ilgiyi ve iş bulma zorunluluğunu ortaya koyduğunu da ifade etti.

    Sarpten, öğretmenliğin “kısa yoldan kamuya kapak atma” anlayışıyla herkesin yapabileceği bir meslek haline gelme tehlikesine dikkat çekti. Eğitim sisteminin ve kamu istihdamının bu çarpıcı veriler ışığında yeniden değerlendirilmeye ihtiyaç duyduğunu belirtti.

    “Bu sonuçlar hem lise hem de üniversite mezunları açısından tatmin edici değil!”

    Eğitim sisteminin ve sınav yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sarpten, son yeterlilik sınavlarının sonuçlarını değerlendirdi. Yeterlilik sınavlarının başarı oranlarına dair açıklamalarda bulunan Sarpten eğitim sisteminde ciddi sorunlar olduğunu ifade etti. Alt Düzey Yeterlik Sınavı’nda başarı oranının yüzde 71, Orta Düzey Yeterlik Sınavı’nda yüzde 55 ve Üst Düzey Yeterlik Sınavı’nda ise yalnızca yüzde 38 olduğunu belirtti.

    Sarpten, bu sonuçların hem lise hem de üniversite mezunları açısından tatmin edici olmadığını vurguladı. Sonuçların ilk bakışta iki önemli mesaj verdiğini ifade eden Sarpten, “Bu sonuçların ilk bakışta bize söylediği şeyler ise; Lise mezunlarımız üniversite mezunlarımızdan daha başarılı olduğu ve bu sınavlara giren bireylerin eğitimlerinde ya da bu sınavların kendisinde bir sorun var” dedi.

    Peki ne yapmalıyız?

    Çözüm önerileri de sunan Sarpten, şöyle devam etti: “Yapmamız gerekenleri 3 başlıkta toplayabilirim: birincisi; Başarıyı sadece kâğıt üzerindeki notta aramaktan vazgeçmeliyiz: Başarı oranlarının tatmin edici düzeyde olmaması eğitim sistemimizin sadece kağıt üzerindeki sorulara odaklandığını, ezbere bilgiyi öne çıkardığı sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Keza oradaki üst düzeydeki başarının %38’lerde kalıyor olması,  “ek bütünleme” ile sınıf geçme, olmadı “Bakanlar Kurulu Kararı” ile sınıf geçme anlayışı anlayışının ürünüdür diyebiliriz. İkincisi; KHK Sorularını “Geçerlik” ve “Güvenirlik”  Açısından Güçlendirmeli: Bir sınavın sonucu; verilen doğru yanıtlarının oranından çok,  sınav sorularının kendi içlerinde ve birbirleri arasında da tutarlığı ile ilgilidir. Bu tutarlılık “geçerlik” ve “güvenirlik” çalışmaları ile sağlanır. Bu iki özellik bir ölçme aracının olmazsa olmazıdır. Bu iki olgudan yoksun bir ölçümün sağlıklı ve tutarlı olması mümkün değildir. KHK tarafından gerçekleştirilen sınavlar (özellikle yeterlilik sınavları) geçerlik ve güvenirlik bakımından gerekli çalışmalar yapılarak mı hazırlanıyor (Örneğin “Belirtke Tablosu” hazırlanıyor mu?) yoksa soru bankası hangi soruyu seçerse o mu soru kitapçığına konuyor? Üçüncüsü ise; Yükseköğretimde Kaliteye Odaklanmalıyız: Liselerimizden mezun olan her gencin öyle veya böyle bir üniversite programına kayıt yaptırabiliyor olması bu sonuçların ortaya çıkmasındaki bir diğer önemli unsurdur. Gençler ilgi, istek ve yeteneklerine göre değil, kimi zaman anne-baba isteklerine, kimi zaman da yüksek gelir elde edeceklerini düşündükleri bölümlere kolayca girebilmekte ve aynı kolaylıkla mezun olabilmektedir. Ve ne yazık ki bütün bunların hiçbir aşamasında da “yeterlik” anlayışını bulunmuyor. Daha anlaşılır bir ifadeyle söyleyecek olursak; herhangi bir lise öğrencisi okumak istediği yükseköğretim programının yeterliklerini taşıyıp-taşımadığına bakılmadan üniversiteye kayıt olabiliyor ve aynı şekilde sahip olduğu mesleğin yeterliklerini taşıyıp-taşımadığına bakılmaksınız üniversiteden mezun olabiliyor. Üniversite mezunu da karşılaştığı ilk yeterlilik barajında takılıp kalıyor.”

    spot_img
    spot_img
    spot_img
    İLGİLİ HABERLER
    spot_img
    spot_img
    spot_img
    spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

    popüler haberler

    SON YORUMLAR