15.8 C
Lefkoşa
Pazar, Mayıs 3, 2026
DAHA FAZLA
    Ana SayfaGüncelEğitimde şiddet kıskacı

    Eğitimde şiddet kıskacı

    Okullardaki şiddet, toplumsal sorunların habercisi

    Şiddetin kaynağı okul dışı

    Eğitimde şiddet kıskacı

    Okullarda artan şiddet olayları, çocukların en güvende olması gereken mekânları bile tehlikeye atıyor. Eğitim bilimci Salih Sarpten’in vurguladığı gibi şiddet genellikle okul dışında kök salıyor; okul ise bu davranışları uygulama alanına çeviriyor

    Ülkede okul bahçeleri artık sadece çocukların eğitim ve oyun alanı değil, birer çatışma sahasına dönüşüyor.

    Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olayları, çocuk ve ergen ruh sağlığının ne kadar tehlikeli bir noktada olduğunu yeniden gündeme getiriyor.

    Çocukların en güvenli olması gereken alanlarında dahi şiddetin bu denli görünür hale gelmesi, derin bir toplumsal soruna işaret ediyor. 

    Uzmanlar ise, şiddetin bir anda patlak vermediğine, aslında adım adım yaklaştığına ve ciddi sinyaller verdiğine dikkat çekiyor.

    Eğitim bilimci ve yazar Salih Sarpten, Haberinsesi aracılığıyla bu konuda önemli uyarılar yaptı.

    ÇOCUKLAR ŞİDDETİ OKULDA ÖĞRENMEZ

    Okullarımızda şiddet ve akran zorbalığının katlanarak arttığına dikkat çeken Sarpten, “Çocuklar şiddeti okulda öğrenmez; okulda uygular. Şiddetin kaynağı çoğunlukla okul dışındadır” ifadelerini kullandı.

    Sarpten, “Okul, toplumdan bağımsız değildir. Çocuklar okula yalnızca kitap ve defter getirmez; ailelerinden, sosyal çevrelerinden ve dijital dünyadan öğrendikleri davranış kalıplarını da beraberlerinde getirirler” diye konuştu.

    AİLE İÇİ ŞİDDET, SEVGİSİZLİK, EKONOMİK STRES, DİJİTAL ORTAMDA AGRESİF İÇERİKLER…

    Aile içi şiddet, ihmal ve sevgisizlik, ekonomik stres ve yoksulluk, dijital ortamda maruz kalınan agresif içerikler, toplumsal kutuplaşma ve güvensizlik, otoriteye yönelik saygı erozyonu ve adalet duygusunun zayıflaması gibi etkenlere dikkat çeken Salih Sarpten, bu faktörler birleştiğinde çocuk için şiddetin bir “iletişim yöntemi” hâline geldiğini vurguladı.

    Salih Sarpten, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Her şeyden önce “şiddet” ve “zorbalık” kavramlarının ne olduğunu, hangi şekillerde ortaya çıkabileceğini anlamalıyız.

    Şiddet: Fiziksel, sözel veya psikolojik yollarla başkasına zarar verme davranışıdır.

    Akran Zorbalığı: Aynı yaş grubundaki öğrenciler arasında güç dengesizliğine dayalı, tekrarlayan ve zarar verici davranışlardır. Bu davranışlar sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalmıyor

    Fiziksel zorbalık: İtme, vurma, fiziksel şiddet uygulama, eşyaları zarar verme…

    Sözel zorbalık: Hakaret, alay, tehdit etme…

    Psikolojik ve duygusal zorbalık: Dışlama, dedikodu, aşağılama, lakap takma itibarı zedeleme…

    Dijital/Siber zorbalık: Sosyal medyadan uygun olmayan görseller gönderme, mesajla rahatsız etme, taciz etme, gün içinde yaşanan bir olayı sosyal medyada duyurma, yayma…

    Peki okullarda zorbalık neden artıyor?

    Eğitim bilimi araştırmaları, okullarda zorbalığın artış göstermesini nedenleri ile ilgili şu 5 temel bulgudan bahsediyor:

    Denetimsiz Dijital Dünya: Çocukların çok uzun saatler ekran karşısında kalıyor ve denetimsiz biçimce yaşlarına uygun olmayan çok sayıda dijital mesajlarla karşı karşıya kalıyorlar.

    Aidiyet Duygusunun Zayıflaması: Aidiyet duygusu zayıf olan öğrenci, kuralları sahiplenmez , okulu korumaz, başkalarına zarar vermekten çekinmez çünkü kendini o topluluğun bir parçası olarak görmez.

    Disiplinin Yanlış Anlaşılması: Disiplin bir ceza mekanizması değil, öngörülebilir sınırlar ve tutarlı kurallar olmalıdır.

    Öğretmen Yorgunluğu ve Tükenmişlik: Öğretmenlerin aşırı ders yükü, ciddi anlamda yorgunluk ve motivasyonsuzluğa neden oluyor. Bu duyguları yaşayan öğretmen “öğretim yapma” görevinden başka hiçbir şeye odaklanamaz.

    Adalet Algısının Zedelenmesi: Eğer öğrenciler arasında adalet algısı zedelenirse, öğrenciler arasında ayrımcılık ya da farklı uygulamalar olursa öğrenci de okul kurallarını önemsemez, arkadaşına zarar verme duygusu daha bir baskın hale gelir.”

    PEKİ NE YAPMALIYIZ?

    Eğitim bilimci ve yazar Salih Sarpten, eğitimde şiddeti ve zorbalığı minimuma indirecek güvenli okulu kurmanın mümkün olduğunu belirtti ve “Ne var ki güvenlik yalnızca kamera, güvenlik görevlisi veya kapı dedektörü ile sağlanamaz. Okulda gerçek güvenlik; öğrencinin fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak kendini güvende hissettiği, risklerin önceden fark edilip yönetildiği bütüncül bir sistemle mümkündür.” dedi.

    Salih Sarpten, bunun için yapılacakları ise şöyle sıraladı:

    Öngörülebilir ve Tutarlı Kurallar: Kurallar net olmalı, herkese eşit uygulanmalı, sürekli değişmemeli. Tutarlılık güven üretir.

    Erken Uyarı Mekanizmaları Kurulmalı: Şiddet aniden ortaya çıkmaz; sinyaller verir. İçine kapanma, ani öfke patlamaları, akademik düşüş, devamsızlık artışı, sosyal izolasyon gibi belirtiler takip edilmelidir. Bunlar erken fark edilirse şiddet çoğu zaman önlenebilir.

    Güçlü Rehberlik ve Psikososyal Destek: Okulda rehberlik servisleri güçlü olmalıdır. Rehberlik hizmeti sadece kriz anında değil, sürekli aktif olmalıdır.

    Öğrenci Katılımı ve Sorumluluk: Öğrenci kurallara yalnızca uymamalı, kuralların oluşumuna da katılmalıdır. Çünkü katılım; aidiyet üretir, sorumluluk geliştirir, şiddeti azaltır.

    Aile ile Gerçek İş Birliği: Aile-okul ilişkisi yalnızca toplantılardan ibaret olmamalıdır. Etkili iş birliği kurulmalıdır. Bu iş birliği; sürekli iletişim, ortak değerler ve tutarlı mesajlar üzerine kurulmalıdır.

    Güvenli okul; korkunun olmadığı yer ya da tedbirlerin en düzeyde olduğu yer değildir. Güvenin üretildiği yerdir. Ve güven ilişkilerde başlar, kurallarla korunur.

     

    spot_img
    spot_img
    spot_img
    İLGİLİ HABERLER
    spot_img
    spot_img
    spot_img
    spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

    popüler haberler

    SON YORUMLAR