“Ölümlü kazalarda zanlılar tutuklu yargılansın, adalet hızlansın, hak yerini bulsun”
Alın şu zanlıyı içeri, yargılanıncaya dek beklesin, yüreğime su serpilsin, hak hukuk yerini bulsun..
HABERİN SESİ – Özel
Oğlunu trafik kazasında kaybeden Meryem Gezici, yüreğini yakan acıyı gözyaşlarıyla anlattı, “Adalet” istedi…
Henüz 25 yaşında hayat dolu bir genç olan Rifat Gezici’nin, dikkatsiz bir sürücünün önünü kesmesiyle yaşamını yitirdiğini iddia eden acılı anne, “Benim evladım damatlık giyeceği yerde kefene sarıldı, ama zanlı sıcak yatağında uyuyor. Bunun neresi adalet?” diyerek ölümlü kazalarda zanlıların tutuklu yargılanması için çağrı yaptı.
Kazanın ardından adeta tüm Gezici ailesi mezara gömüldü. Baba Mehmet Gezici, 23 yıllık imam olarak en büyük sınavını yaşadı; kendi oğlunun cenaze namazını kıldırdı, ardından mevlütlerini okudu. Ailenin büyük oğlu, hemşire olan Abdurrahman ise kardeşini hayata döndürmek için dakikalarca kalp masajı yaptı; parmakları kırılana kadar uğraştı, ama kurtaramadı… kendi kardeşini yaşatamamanın acısıyla yıkıldı. O günden bu yana aile, her gün mezar başında gözyaşlarıyla sabahlıyor.
Anne Meryem Gezici ise yaşadığı tarifsiz acıyı; “Ben gecenin üçünde oğlumun mezarı başında sabahlıyorum, üzerimde böcekler yürüyor… Ölümüne sebep olan zanlı ise sıcak yatağında uyuyor. Bunun neresi adalet?” sözleriyle anlatıyor…
En büyük feryatları yargıya!
Gezici ailesinin en büyük feryadı ise yargıya… Acılı anne Meryem Gezici, ölümlü trafik kazalarında zanlıların serbest bırakılmasını kabul edilemez bulduğunu söyleyerek, “Bu zanlı içeri girerse Rifat’ım geri gelmeyecek biliyorum ama adalet düzgün sağlandığında yüreklere su serper. Hukukun gücünü hissettirir, bize gelecek açısından da güven verir. Lütfen yasalarda gerekli düzenlemeler yapılsın, ölümlü kaza zanlıları tutuklu yargılansın” dedi.
Baba Mehmet Gezici ise oğlunun ölümüne neden olan sürücünün kefaletle serbest bırakılmasına tepki göstererek şu sözlerle isyan etti: “Ben başka bir canı alsam, beni kefaletle çıkarmak isteseler de ölen o canın anısına saygı duyar içeride yatar, çıkmazdım.”
Davaların yıllarca sürüncemede kaldığını ve bu süreçte ailelerin acılarının katlandığını dile getiren aile, “Ölümlü kazalarda zanlılar tutuklu yargılansın, adalet hızlansın, hak yerini bulsun” çağrısında bulundu.
“Engelleri aştığı yarışmalarda birincilikleri vardı!
25 yaşındaydı ve tek bir trafik ceazı bile yoktu!”
HABERİN SESİ’ne konuşan anne ve babanın acısı ve adalet talebi, her sözü yüreklere dokunan bir ağıt gibi… Her cümleleri bir feryat, her kelimesi gözyaşı…
Anne Meryem Gezici: “Biz topluma faydalı, güzel çocuklar yetiştirdik ama bu ülke benim çocuğumu elimden aldı. Çocuklarımı çok zor şartlarda yetiştirdim, özel okullarda okuttum. Çocuklarımızı okul için bile yürütmedik, hep götürdük getirdik. Çocukluğundan motorlara çok meraklıydı. Birçok motoru oldu. 18 yaşında motorunu aldı. Engelleri aştığı yarışmalarda birçok birincilikleri vardı. 25 yaşındaydı ve tek bir trafik ceazı bile yoktu. Çok dikkatli ve saygılı bir sürücüydü. En son motorunu yeni almıştı. Rifat’ım nerede süreceğini biliyordu, çok güçlü bir motoru vardı ama fren sistemi dünyadaki en iyi sistemlere sahip bir motordu. Frene bastığın zaman olduğu yere çakılan bir motordu. Ama kaza anında frene basmamıştı bile. Sadece korna çalabilmişti. Kornaya basacağına frene bassın dediler… Korna çaldı, duyuramadı, kendi yolunda giderken önünü kestiler.”
“Ölümlü kazalarda zanlılar tutuklu yargılanırsa hapiste kalırsa herkes daha dikkatli araç kullanacak!”
Baba Mehmet Gezici: “Kaza sonrası benim oğlum da karşıdaki sürücü de kusurlu bulundu. Zaten tüm kazalar böyle ama birinin ölümüne neden olan sürücüler en azından tutuklu yargılanmalı. Dikkatsiz sürüş, zevk yaparak araç kullanma herkesin canına mal olabilir. Ölümlü kazalarda zanlılar tutuklu yargılanırsa hapiste kalırsa herkes daha dikkatli araç kullanacak. Emin olun hatalar da azalacak, erkenden tedbir alınmalı. Adam bizi diri diri mezara koydu kendi her hafta mangal yapıyor.”
“Oğlum arabaya yandan vurdu, son anda önünü kesti.”
Baba Mehmet Gezici: “Kaza anında oğlumun önü kesildi, yollarda kaza anında oluşan fren izni bu kazada hiç yoktu. Korna ile onu uyardı, duracak sandı diye fren kullanmadı. Oğlum arabaya yandan vurdu, son anda önünü kesti. Zanlı görüş mesafesinde hiç karşıya bakmıyor. 63 yaşında, bu adam göz testinden geçti mi? İşitme testi yapıldı mı? Efor, eko testi yapıldı mı? Refleksleri hala araç sürecek potansiyele sahip mi? Devlet 60 yaşını geçen sürücülerin ehliyetini uzatıp uzatıp gidiyor, bu kabul edilir bir durum değil. Fren sistemi çok sağlam olan o motor ile hiçbir fren izni olmaması bile şüphe uyandırıyor. Bu adada trafikte neyle olursanız olun ölüm riskiniz var.”
“Kazanın olduğu yoldan 15 dakika önce geçmiştim!”
Baba Mehmet Gezici: “Benim oğlum hemşireydi, onlarca kalbe dokundu… Pınarbaşı köyünde engelli bir çocuk vardı, Cesur adında, onu görmeye gitmişti.. Ben de o yoldan 15 dakika önce geçmiştim. Köyde mevlüt okuyup çıkmıştım. Az kalsın kazaya denk geliyordum.”
“Ben başka bir canı alsam ve yargı beni kefaletle çıkarmak istese, ben ölen o canın anısına saygı duyar davam sonuçlanıncaya kadar dışarıya çıkmazdım!”
Baba Mehmet Gezici: “Motorcuların ne kadar güzel insanlar olduğunu onların içine girince anladık. Bazı Polislerin motor sürücülerine karşı önyargıları var. Polis Teşkilatından bir memur Rifat için “Adalet yerini buldu, bu ölümü haketti” dediğini duyduk. Genel Müdürlüğe şikayet ettik. Polislerimiz motorlu çocuklarımızı lütfen daha çok sevsin. Tabi ki arada kural ihlali yapanlar olur, Rifat’ım onlara bile kızardı. Bu gençlere önyargı ile yaklaşmayın. Elinizi vicdanınıza koyun.. Hem yargı, hem önyargılar düzeltilmeli.. Ben başka bir canı alsam ve yargı beni kefaletle çıkarmak istese, ben ölen o canın anısına saygı duyar davam sonuçlanıncaya kadar dışarıya çıkmazdım.”
“Yasalarda değişiklik yapılmalı!”
Anne Meryem Gezici: “Bizim derdimiz ülkedeki yargı ile… Yasalarda değişiklik yapılmalı. Ölümlü kazalarda zanlılar tutuklu yargılanmalı. Bu kazaların yargılanma süreci hızlandırılmalı, bu kadar uzamamalı. Dosyada en ufak bir hata olsa dava bir ay erteleniyor. Yıllarca uzayıp giden davalar var. Anneler babalar mahkeme koridorlarında bu acıyı her gün yeniden yaşıyor. Uzayıp uzayıp giden davalar var.”
“5 ay sonra düğünü vardı, damatlık bakıyorduk, kefen giydi…”
Anne Meryem Gezici: “32 yıldır engelli kızına bakan bir anneyim, bir gün off demedim! 7 yaşına kadar yaşayacak dedikleri engelli kızım 32 yıldır yaşıyor. Çok güzel bir ailemiz vardı, Rifat evimizin en küçüğü, neşemizdi.. Kardeşine tapardı, çok ilgilenirdi, hepimizin hayatı bitti.. 5 ay sonra düğünü vardı, damatlık bakıyorduk, kefen giydi..”
“Bir Milletvekili’nin çocuğu ölse bu zanlıyı kefaletle serbest bırakacaklar mıydı?”
Anne Meryem Gezici: “Bu zanlı içeri girerse Rifat’ım geri gelmeyecek biliyorum ama adalet düzgün sağlandığında yüreklere su serper. Hukukun gücünü hissettirir, bize gelecek açısından da güven verir. Adaletin olmadığı yerde hak hukuk güven olmaz. Kime güvenelim? Bir Milletvekili’nin çocuğu ölse bu zanlıyı kefaletle serbest bırakacaklar mıydı? Ben de evlatlarımı çok güzel büyüttüm. alın şu zanlıyı içeri, yargılanıncaya dek beklesin, yüreğime su serpilsin, hak hukuk yerini bulsun.. Ben gecenin üçünde oğlumun mezarı başında üzerimde böcekler yürürken adam sıcak yatağında uyuyor. Bunun neresi adalet, neresi hak hukuk?”
“Kalk Rifat’ım diye ağlarken bir el omzuma değiyor, “Kalk gidelim anne” diyor!”
Anne Meryem Gezici: “4 ay 13 gündür Rifat’ın odasında yerde sabahlıyorum. Uyanıp mezarlığa gidiyorum. Kalk Rifat’ım diye ağlarken bir el omzuma değiyor, “Kalk gidelim anne” diyor. Büyük oğlum Abdurrahman’ım geliyor beni almaya.. Rifat’ım uyandı sanıyorum. Dayanamıyorum çok özledim, sadece ona kavuşmak için dua ediyorum.”
“Parmağı kırılana kardeşine kadar kalp masajı yaptı, üstü başı kan içinde çıktı!”
Anne Meryem Gezici: “Abdurrahman da hemşire, kardeşine dakikalarca kalp masajı yapıyor, parmağı kırılana kadar kalp masajı yaptı. Üstü başı kan içinde, kardeşinin kanı.. Yoğun bakımdan çıktı yanıma geldi, “O kanlar kimin dedim?… “Anne bitti artık, gel, onu son kez gör” dedi. Biz bu acılar içinde yanıyoruz. Onca hayata dokunan, “Benim nöbetimde kimse ölemez diyen Abdurrahman’ım kardeşini uğurladı.. Günlerce eve hiç gelmedi, kardeşinin yanında mezarlıkta kaldı. Kendi acısı yetmezmiş gibi bizi toparlamaya çalışıyor. Bana mesaj atıyor, “Anne ne olur bizim için toparlan diyor ama yapamıyorum…”
“Her şeyim çocuklarımdı!”
Anne Meryem Gezici: “4 ayda 26 kilo verdim, her şeyim çocuklarımdı, tüm dünyamı onlar üzerine kurdum. Onlara ablalarının engelini hissettirmemek için elimden geleni yaptım. Evde iş yaparak, kızıma bakarak zor şartlarda çocuklarımı dört dörtlük büyüttüm.”
“Yasalar, adalet bana hiç acımadı, hak hukuk bana gücünü göstermedi.”
Anne Meryem Gezici: “Anneler hep mağdur, gece mesaj atıyoruz, çoğumuz mezarlıkta sabahlıyoruz.. Adalet bize kör sağır. Hayat hikayemi dizi gibi izliyorlar. Yasalar, adalet bana hiç acımadı, hak hukuk bana gücünü göstermedi. 5 Dairem var, 5 dakika çocuğumu görmek için hepsini veririm. Çağırıyorum, gelmiyor, hala gelecek diye bekliyorum.”








