Haberin Sesi-Özel
Eğitimde kalitenin şifresi: “Nasıl Bir Toplum İstiyoruz?”
Yeni eğitim yılı okullardaki prefabrik yapıların tartışmasıyla başladı, eğitimdeki kalite’ bu tartışmaların gölgesinde kaldı. Eğitim bilimci Salih Sarpten ise “eğitimde kalite beklentileri yakalamaktır” diyerek, eğitim sisteminin kalitesinin ‘nasıl bir birey, nasıl bir toplum istiyoruz?’ sorusuna verilen cevapta saklı olduğunu belirtti.
Eğitimde karşılaşılan mevcut olumsuzlukların, eğitimin bir bilim alanı olarak görülmemesinin sonucu olduğunu belirten Sarpten, “Yirmi birinci yüzyılı yaşadığımız günümüzde, eğitimin önemi katlanarak arttı. Eğitim sisteminin ülke kaynaklarının ne büyük bir kısmını tükettiği göz önüne alınırsa, bu önemin büyüklüğü ve ne kadar bilimsel bir plânlamanın yapılması gerektiği açıkça kendini göstermektedir” dedi. ‘Eğitimde kalite’ kavramını tanımlayan Sarpten, “Eğitimde kalite beklentileri yakalamaktır” diyerek, sistemin kalitesinin, öğrenci, öğretmen ve velilerin beklentilerinin ne ölçüde karşılandığıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. “Bugün bir öğrenci okulunu sevdiğini, bir öğretmen mesleğinde geliştiğini ya da bir veli çocuğunun okulda öğrendiklerinin gelecekte önemli kazanımlar sağlayacağını söylemiyorsa, eğitimde kaliteden söz etmek mümkün değildir. Bugün bunları söyleyene rastlamak çok kolay olmadığına göre eğitimimizde de kaliteden söz etmek pek mümkün değildir” şeklinde konuştu.
“Nasıl bir birey, nasıl bir toplum istiyoruz?”
Eğitim sisteminin kalitesinin ‘nasıl bir birey, nasıl bir toplum istiyoruz?’ sorusuna verilen cevapta saklı olduğunu anlatan Sarpten, bu sistemin “Öğretmenler, Öğretim Yöntem ve Teknikleri ile Eğitimde fırsat eşitliği” olmak üzere üç temel kalite göstergesi olduğuna dikkat çekti. Sarpten, öğretmenlerin motivasyon eksikliği ve tükenmişlik yaşadığını, ayrıca öğretmenlik mesleğinin partizanlık ve kayırmacılıkla özdeşleştiğini belirtti. Eğitimde kullanılan yöntemlerin hala ezberci bir sisteme dayandığını ve başarıyı yalnızca kağıt üzerindeki notlara endekslediğini ifade eden Sarpten, eğitimde fırsat eşitsizliğinin ise en büyük sorunlardan biri olduğunu söyledi. Özellikle özel ve kamu okulları arasındaki beceri farkının giderek açıldığını ve bu durumun eğitim sistemindeki adaletsizliği derinleştirdiğini dile getirdi.
“Merak ve yaratıcılık canlı tutmalı, bireylere kendi öğrenme biçimlerini keşfedecekleri bir ortam sunmalı”
Sarpten, eğitimde değişim ve gelişimin önünü tıkayan en büyük sorunun geleneksel ve içe dönük yaklaşımlar olduğunu söyleyerek, bu yaklaşımların değişime karşı bir direnç oluşturduğunu ifade etti. Sarpten, “Eğitimde başarı, kağıt üzerindeki sınav sonuçlarına odaklı. Oysa geleceğin eğitimi, merak ve yaratıcılığı canlı tutmalı ve bireylere kendi öğrenme biçimlerini keşfedecekleri bir ortam sunmalı” şeklinde konuştu.
“Öğrenmenin yaşam boyu sürdüğünü öğreten bir sistem olmalı”
Sarpten, geleceğin kaliteli eğitimine ulaşmak için reform niteliğinde dönüşümlere ve nitelikli bir eğitim strateji planına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Gelecek için kurmamız gereken eğitim, öğrenmenin yaşam boyu sürdüğünü öğreten bir sistem olmalıdır” ifadelerini kullandı.
