26.8 C
Lefkoşa
Çarşamba, Nisan 29, 2026
DAHA FAZLA
    Ana SayfaGüncelKKTC’nin ilk kadın bakanı Onur Borman: “Kadınlar her şeye rağmen topluma...

    KKTC’nin ilk kadın bakanı Onur Borman: “Kadınlar her şeye rağmen topluma öncülük edebilir”

     Haberin Sesi Özel Haber

    Hem siyaset dünyasında, hem de iş yaşamında, yıllarca topluma önemli  hizmetler veren KKTC’nin ilk kadın Bakanı Onur Borman, HABERİN SESİ sorularını yanıtladı.

    KKTC’nin ilk kadın bakanlarından biri olan ve Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapan Borman,   devletin çeşitli görevlerinde bulunmuş, birçok önemli kurumun kuruluşuna da öncülük etmiş… 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde siyasette ve iş yaşamında kadın olmanın zorluklarına değinen Onur Borman, her şeye rağmen kararlılık, üretme ve adalet duygusuyla kadınların kendini geliştirerek topluma öncülük edebileceğinin altını çizdi.

    Devletin Maliye Bakanlığı, Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi önemli kurumlarında çeşitli görevlerde bulunan Borman, ayrıca KKTC Merkez Bankası Kurucu Heyet Başkanlığı ve Vakıflar Bankası Yönetim Başkanlığı gibi finansal ve ekonomik alanlarda da etkin görevler üstlendi. Onur Borman, merak edilen soruları yanıtladı…  

    “Derslere devam mecburiyeti, bize arkadaşlık ve kardeşlik duygularını aşılamıştı…”

    Öncelikle Sizi Tanıyabilirmiyiz?

    “Limasol’da doğdum büyüdüm. İlk,orta, Lise. Limasol 19 Mayıs Lise’sinden birincilikle mezun oldum. Sonrasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine ( Mülkiye’ye) girdim. Fakültemizde temel dersler hukuk, iktisat, maliye idi. Devam mecburiyeti ve çalışmalarda sürekli beraberliğimiz bize arkadaşlık ve kardeşlik duygularını aşılamıştı.”

    “Erkek egemen bir toplumda kadın çalışan ve kadın siyasetçi olmak hiç kolay değildi…”

    KKTC’nin İlk  Kadın Bakanı’sınız, hangi görevlerde bulundunuz? 

    “Üniversite mezuniyetinden sonra kendimizi 1963 olaylarının içinde bulduk. TC Meclisinde göreve başladım. 1967 yılında Geçici Türk Yönetimi kurulduğunda yeni bürokrattım.  Bir Başkan ve Yürütme Kurulu oluşturulmuştu. Ben de Maliye Bakanlığında Bütçe ve Mali İşler Sorumlusu olarak atanmıştım. Sonra Geçiciclik kalıdırldı, daha sonra Otonom Türk Yönetimi oldu. Malum 1974’den sonra KTFD sonrasında KKTC Devleti kuruldu. Bütün bu Türk Yönetimleri kuruluş aşamalarında gerek yasaların hazırlanması gerekse kısaca Devletimizin teşkilatlanmalarında ve uygulamalarında,  KİT’lerin kuruluşlarında esas Maliye Bakanlığı bu kuruluşlara sermaye  koyan Bakanlık olarak bilfiil görevler üstlendim. Önemli bir tecrübe ve bilgi birikimi ile devletin temellerinin atılması ve sonrasıyla 34 yıllık hizmet süremde İlk kadın daire Müdürü (Bütçe Ve Mali Kontrol Dairesi) kurucusu oldum, Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından yazılı ve sözlü sınavlarla atandım. Aynı usulde Ekonomi Ve Maliye Bakanlığında İlk Kadın Genel Sekreter (Müsteşar seviyesinde) olarak atandım. Takibeden yılda yine ilk Kadın Müsteşar olarak atandım. Ben ilk göreve  başladığımda hiç üst kademede ve Yönetim kademelerinde ne bürokraside ne de siyasette karar mekanizmalarında hiç kadın yoktu. Bu benim çok dikkatimi çekmiş ve sorgulamıştım. Bunu kırmak için bütün siyasilerin ve üst düzey bürokratların tümünün erkek olduğu erkek egemen bir toplumda kolay değildi. Çok çalışarak, ciddi ve kararlı icraatlarımla kendimi çevreme ve halka hizmette diyaloglarımla  benimsendim ve kabul gördüm. Ciddi çalışmak, üretmek, halka hizmette  adalet ve eşit ve dengeli davranmak, dürüst ve açık ve net olmak çevrenizde güven duygusunu sağlar ve bu genişleyerek devam eder. Bu prensiplerimle çalıştım ve Yönetim kademelerinde gerek bürokraside gerekse siyasette çeşitli kademelerde Kadın olarak ilk yolu açan oldum. Dolayısıyla benden sonraki neslin bu karar mekanizmalarına gelişi beni mutlu etmektedir.

    1994’de Ekonomi ve Bakanı olarak atandığımda ilk Kadın Bakan oldum.  1998’de de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı oldum.  Arada evveli ve sonrasında KKTC Meclisi’nde İlk kadın Komisyon başkanı seçildim. Ekonomi, Maliye , Bütçe Ve Plan komisyonu başkanı . Siyasi Parti (DP) Genel Sekreteri görevi ve Meclis’te Grup Başkan Vekilliği yaptım.

    Öncesinde devletteki görevlerimin yanında KKTC Merkez Bankası Kurucu Heyet Başkanı oldum , Yasa’sının hazırlanmasından kadro seçimlerine, sınavlarına , Tüzük hazırlanması ve faaliyete geçirene kadar çalışarak kurduk. TC Merkez bankası Başkan ve Başkan yardımcıları ile istişare içinde ve birlikte çalışarak KKTC Merkez bankasını kurduk. Kurulduktan sonra bakanlar Kurulu Kararı ile tecrübelerim dolayısıyla ilk Yönetim Kurulu’na atandım ve bu görevim de diğer görevlerimin yanında 10 yıl sürdü.  Vakıflar Bankası yeni Kurulduğunda Yönetim başkanlığını da 3-4 yıl yürüttüm.  KTHY’nın Maliye bakanlığı adına hem yönetiminde bulundum hem de 12 yıl Murakıplığını yaptım. En verimli dönemleri idi.1982-1993.  Tütün şirketinin ilk kuruluş yıllarından başlayarak Yönetim Kurulunda 6 yıl kadar görev yaptım.  Bu görevleri o tarihlerde ek görev olarak yaparken ücret almadan yapıyorduk.”

    “Önceleri eşim de siyasette olduğu için bir evde iki siyasettçi olmaz diye düşünüyordum ama…”

    Siyasete girmenize kim etken oldu?     

    “UBP’den ayrılan 9 milletvekili partiden de ihraç edildikten sonra bu esnada Başbakanlık Müsteşarlığından görevden alınamadan Müsteşar statüsünde Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ‘Gali Fikirler Dizisi Görüşmelerinde BM’ye hazırlanacak raporlarda yardımcı olmak’ kaydıyla Ekonomi ve Maliye Danışmanı olarak atandım. Bu esnada DP kurulma çalışmaları başlamıştı. Parti örgütlerinin kurulmasında aktif olarak çalışmış ve gittiğimiz yerlerde örgütlenmeleri sağlıyorduk. Yıllardan beri bir yönetici olarak siyasetin içinde olmam dolayısıyla bu vesile aday olmaya karar verdim. Öncesinde eşim politikada olduğu cihetle bir evde iki politikacıyı toplumumuz kaldırmaz savıyla bürokrasinin en üst seviyesinde profesyonel çalışıyordum. Öncesinde Sayın Nejat Konuk Başbakan iken ben müsteşardım ve bana birkaç defa teklif etmiş ancak uzak durmuştum bu nedenle. DP kuruluşu aşamasında içinde bulunduğum cihetle Cumhurbaşkanı Denktaş’ın da teşviki ile girmeye karar verdim.”

    “İtici güç insanın içinde olmalı, birçok ideal insanın özünden doğar”

    Siyasette bu noktalara gelmenizde eğitim mi, aile mi yoksa karakteristik özellikleriniz mi etkili oldu?

    “Hepsinin de farkında olmadan etkisi mutlaka olmuştur. Ancak bana göre insanın kararkteristik özellikleri de ağır basmaktadır. Çünkü itici gücün insanın içinde olması ve olası hedefleri ve yapmak istediklerini daha ileriye taşımak, ülke ve kamu menfaatini sağlamada öncü olma ve toplumun daha ileriye taşınması için çalışılması gerektiği ideali özünden doğar. Çünkü yola çıktıktan sonra icraatlarınıza yön veren kararlarınızı, hedeflerinizi planlayan uygulayan sizsiniz. İnsanların hayatlarına dokunmak iyileştirmek topluma yansıyan davranışlarınız sizindir.”

    “Önemli olan sizin kendinizi nasıl gördüğünüz değil, başkalarının sizi nasıl gördüğüdür”

    Erkek egemen bir toplumda bu kadar saygın biri olmak için neler yaptınız?

    “Özel bir gayretim olduğunun farkında değilim zaten önemli olan sizin kendinizi nasıl gördüğünüz değil, başkalarının sizi nasıl gördüğüdür… Topluma böyle bir yansıma olmuşsa bu hayat çizgim, prensiplerim, kararlılığım, adalet duygusunun, sosyal adaletin, gelir dağılımının icraatlarımda genel kamu menfaatlerini gözetmede olan hassasiyetim olabilir. Sevgi saygı insan ilişkilerinde samimi, açık ve dürüst olmak güven duygusu yaratır. Bunlara önem veririm.”

    “Görevlerim süresince kapım telefonum daima herkese açık olmuştur”

    İnsanlarla, halkla nasıl iletişim kurdunuz?

    “İnsanları seviyorsanız olur.  İnsanların huyları, düşünceleri , görüşleri farklı olabilir. Önce insanları iyi niyetli olduğu sürece ülkeye , her sektörde halka faydalı bir insan olduğu sürece herkesi kendi huyları ve olduğu gibi kabul etmek,  görüşlerine saygı duymak ve sevgi ile diyalog kurmaya, insancıl bir davranış olarak bakarım. Benim için insan karakteri önemli.  Ayrıca görevlerim süresince kapım telefonum daima herkese açık olmuştur.  Gerçekleştirilecek işleri söyler söz verirsem yapardım. Yapamayacağım işleri de doğrudan muhataplarıma gerekçeleriyle açık dille söylerdim. Menfaatlerine çok düşkün olanlar size husumet duyabilir. Duysun, devlette yasalar herşeyden daha önemlidir. Bu insanları daha çok memnun eder. Aldatmak oyalamak insanlarda travma ve güvensizlik yaratır.”

    “Kadın olmanın pek avantajı yoktur, aksine dezavantajları  daha çoktur…”

    İş Dünyasında, eğitimde ve siyasette KADIN olmanın avantajı ve dezavantajı nedir?  

    “Vallahi bu alanlarda kadın olmanın pek avantajı yoktur. Aksine dezavantajları  daha çoktur. Kadın olmanın anne olmanın çalışan kadınlar için görevleri çok daha geniştir. Çalışan kadınların maalesef bizim gibi toplumsal yapılarda olan kadınlar, halâ bile, hem ev hem çocukların hem de iş yükümlülüğü hassasiyeti dolayısıyla çok daha fazladır. İş hayatında ise erkek çoğunluk olduğu bu dönemde de yönetici kademesine gelebilmek için iş üretmek, fazla çalışmak ve çeşitli bilgi ve tecrübelerinizle engelleri aşmak durumundasınız.  Özellikle benim dönemdeki düşünce tarzı hiç Yönetimde ve karar mekanizmalarında kadının olmaması için hem bu zihniyeti aşmak hem de kabul ettirmek için daha zorlu süreci aşardınız. Ancak ben bunları aşarken de doğru bildiğimi yaparak üreterek yürüdüm. Hali hazırda kadınların da birbirlerini desteklemelerinin önemli olduğunu görürüm.”

    “Anlayışlı ve fedakâr olabilirsiniz ancak kendinizden ve karakterinizden kesinlikle fedakârlık yapmayınız”

    Kadınlara iş hayatlarıyla ilgili nasıl bir mesajınız vermek istersiniz?

    “Sevgi, saygı, anlayış, empati, sabırlı olmak , halkın nabzını tutabilmek , genel kamu menfaatini ve ülke menfaatlerini esas alarak hedef koymak plan ve programınızı ve uygulamalarınızı paydaşlarla işbirliği ve diyalog yapmaktır. Anlayışlı ve fedakâr olabilirsiniz ancak kendinizden ve karakterinizden kesinlikle fedakârlık yapmayınız.”

    Haberin Sesi-2024

    Exit mobile version